Türkçe
1. Bir şeyden korkup sıçramak, tevahhuş etmek. 
Gölgesinden ürkmüş bir Arap atı gibi şahlandı. |
| 2. Şaşkınlık ve korku duymak. 
Anası sabaha kadar saçlarını tarıyor, düşünüyor, ürküyordu. |
| 3. Ağaç meyve vermemek. 
Şeftaliler bu yıl ürkmüş. |
| 4. mecaz Çekinmek. 
Yaramaz çocuk tutumundan her zaman ürkerdi. |
| 8 kez sorgulandı Kaynak (12.04.2021-12.04.2021)
|