Türkçe
1. Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. 
Sonra hani bir gemimiz batmıştı. |
| 2. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. 
Güneş renksiz bulutlar altında batıyordu. |
| 3. İflas etmek.  4. Kirlenmek. 
Üstüm başım battı. |
| 5. Saplanmak. 
Ayağına yolda diken batmıştı. |
| 6. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. 
Bazı kimselere para batar, sarf edecek yer ararlar. |
| 7. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. 
Abdi Bey'in sabırsız, çabuk parlamaya yatkın mizacına karısının tevekkülü ve sakinliği fena hâlde batıyor. |
| 8. Yok olmak.  9. Çökmek. 
İçeriye batmış gözleri kadına dikilmişti. |
| 10. mecaz Daha kötü bir duruma uğramak.  11. mecaz Yıkılmak, egemenliği sona ermek. 
Bizans kurulduğundan battığı tarihe kadar 1125 sene geçmişti. |
| 12. mecaz Dokunmak, incitmek. 
Onun her sözü bana batar. |
| 101 kez sorgulandı Kaynak (03.03.2021-03.03.2021)
|