Türkçe
1. Hareketsiz durumda olmak. 
Motorlu su taşıtlarından biri de kanal rıhtımının tam bizim önümüze düşen bir noktasında demir atmış duruyordu.| Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
|
| 2. İşlemez olmak, çalışmamak. 
Bileğimdeki saat durmuş. |
| 3. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. 
Yolda nerede çeşme gördümse durdum, elimi yüzümü yıkadım, su içtim. |
| 4. Dinmek, kesilmek. 
Yağmur durdu. |
| 5. Varlığını sürdürmek. 
Türklerin yüzlerce yıl önceki kitabeleri hâlâ duruyor. |
| 6. Var olmak. 
Bu kadar dersim dururken sinemaya nasıl gideyim? |
| 7. Beklemek, dikilmek. 
Oturacak değil, ayakta duracak yer yok. |
| 8. Yaşamak. 
Anneannen duruyor mu? |
| 9. Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak. 
Yazlık eviniz hâlâ duruyor mu? |
| 10. Kalmak. 
Artık çok durmamış, yanındaki hanımla birlikte balodan çıkmış. |
| 11. Bir yerde olmak veya bulunmak. 
Aspirin getirmeyeceğini adı gibi biliyordu çünkü çekmecesinde dokunulmamış bir kutu duruyordu. |
| 12. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. 
Her gelişimde ben de maçları seyreder, kaleci dururdum. |
| 13. Ara vermek. 
Sabahtan beri hiç durmadım. |
| 14. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek.  15. yardımcı fiil Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi. 
26 kez sorgulandı Kaynak (17.01.2021-17.01.2021)
|