Türkçe
1. Bir işi yapmak. 
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. |
| 2. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. 
İyi ettiniz de geldiniz. |
| 3. Bulmak, erişmek. 
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. |
| 4. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.  5. Eşit değer kazanmak. 
İki iki daha dört eder. |
| 6. Herhangi bir değerde olmak. 
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. |
| 7. Kötülükte bulunmak. 
Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin? |
| 8. Küçük veya büyük abdestini yapmak. 
Çocuk altına etti. |
| 15998 kez sorgulandı Kaynak (02.02.2009-04.02.2021)
|