Türkçe
1. Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek. 
Ben kendi hesabıma aruzu bir bal mumu gibi ezer, oynar, istediğim şekle sokardım. |
| 2. Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek. 
Rüzgârın içinde birbirini ezercesine kaçıştılar. |
| 3. Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek. 
Şerbet için şeker ezmek. Boya ezmek. |
| 4. mecaz Üzmek, sıkıntıya sokmak. 
Seven kalbi ezmek, sevmeyen kalbi durdurmaktan daha affedilmez bir cinayettir. |
| 5. mecaz Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak. 
Bu yol hayvanı ezdi. |
| 6. mecaz Yenmek, sindirmek. 
Düşmanı ezmek. |
| 7. argo Harcamak. 
Paraları bir haftada ezerim. |
| 14 kez sorgulandı Kaynak (01.04.2021-01.04.2021)
|