Arapça
1. isim Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.  2. isim Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü . 
Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu. |
| 3. isim Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu . 
Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın. |
| 4. isim Gökyüzü. 
Havada bir tek bulut yok.
|
| 5. isim Çevreyi kuşatan boşluk. 
Tozlar havada uçuşuyordu.
|
| 6. isim Esinti. 
Bugün hava olursa yelkenli kalkacak.
|
| 7. isim Müzik parçalarında tür. 
Kâğıthane havası tutturur, bahriye çiftetellisi çalardık. |
| 8. isim Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.  9. sıfat, mecaz Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). 
Bu sözlerin sonu hava.
|
| 10. isim, mecaz Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. 
Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar. |
| 11. isim, mecaz Tarz, üslup. 
Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla... |
| 12. isim, mecaz Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. 
İlk deneme dalış günü gelince, denizcilerde büyük bir coşkunluk, bir tören havası vardı. |
| 13. isim, mecaz Çekicilik. 
Kadın güzel değil ama havası var.
|
| 14. isim, mecaz Keyif, âlem. 
Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz.
|
| 1499 kez sorgulandı Kaynak (07.03.2012-29.01.2014) ( hv` + fa`al) → hava
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Arapça hv` kök harflerinden gelir.
|
|