| |
|
| |
fiil kökü Türkçe kalı-
3 kez sorgulandı
Türkçe
1. Oturmaktayken veya yatmaktayken gitmek üzere yerinden ayrılmak. 
Niye kalktınız, biraz daha otursaydınız. |
| 2. Doğrulmak. 
Annem yerinden kalktı, yanıma geldi, bir kolunu uzatarak omzuna doladı. |
| 3. Uyanarak yataktan ayrılmak. 
İstemeye istemeye, altüst olmuş yataktan kalktım. |
| 4. Yukarı doğru yükselmek. 
Terazinin bir gözü inince öbürü kalkar. |
| 5. Taşıtlar yola çıkmak. 
Tren saat onda kalktı. |
| 6. Uçak, helikopter havalanmak. 
Uçak pistten kalktı. |
| 7. Yerinden ayrılıp yol almaya başlamak. 
Çıkın arabaya, kalkacak şimdi, kalacaksınız buracıkta! |
| 8. Hayvan iki art ayağı üzerinde dik durum almak. 
At, art ayakları üzerine kalktı. |
| 9. Kabarmak, ayrılmak. 
Masanın kaplaması kalktı. |
| 10. Derlenip götürülmek. 
Ne zaman kalkacağını, nereye gömüleceğini bilmek, bildirmek mümkün değil. |
| 11. Hasta iyileşip yürüyecek duruma gelmek. 
Hasta bir haftaya kadar kalkar. |
| 12. Varlığı, hayatı son bulmak. 
Halifelik kalktı. |
| 13. Yok olmak, artık bulunmamak. 
Ortalıktan kar kalkınca gelebilirim. |
| 14. Bir şey yapmaya girişmek. 
Gözlüklerini takmadan okumaya kalktı. |
| 15. Geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak. 
Yasanın bu maddesi kalktı. |
| 16. Uygulanmaz olmak. 
Sıkıyönetim kalktı. |
| 17. Güncelliğini yitirmek. 
Bu âdet çoktan kalktı. |
| 18. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. 
Dörtnala kalkmak. |
| 19. Başka yere gitmek veya taşınmak. 
O yıl çok geçmeden piyade taburu bizim ilçeden başka ilçeye kalktı. |
| 20. Ayakta beklemek. 
Mektepte cezaya kalkmış gibi duruyorsun. |
| 3 kez sorgulandı Kaynak (07.05.2024-07.05.2024)
|
| Türkçe
1. Bulunduğu yerden almak. 
Az sonra yatakları, yorganları kaldırıp duvar kenarına yığar. |
| 2. Yukarı doğru hareket ettirmek. 
Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık. |
| 3. Yükseltmek. 
Duvarı bir metre daha kaldırmalı. |
| 4. Ürün toplamak, taşımak.  5. Çekmek, taşımak. 
Bu araba bu yükü kaldırmaz. |
| 6. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek.  7. Hastayı hastaneye götürmek. 
Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar. |
| 8. Tören yaparak ölüyü gömmek.  9. Toplamak. 
Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar. |
| 10. Alıp başka yere götürmek. 
Kitapları kaldırmış, bulamıyorum. |
| 11. Uyandırmak. 
Bir gece yanında mihman olduğum Sabah oldu deyi kaldırdın beni |
| 12. Piyasadan çekmek. 
İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar. |
| 13. Elin ulaşamayacağı yere koymak; saklamak. 
Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin. |
| 14. Kaçırmak.  15. İyi etmek, birini iyileştirmek. 
Bu ilaç onu yataktan kaldırdı. |
| 16. Bir şeyden çokça satın almak.  17. Bir yere tayin etmek. 
Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler. |
| 18. Yok etmek, ortadan silmek. 
Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır. |
| 19. Oturur veya yatar durumdan çıkararak ayakları üzerinde doğrultmak. 
Kızı ayağa kaldırdı. |
| 20. Bulunduğu yerden almak, alıp başka yere götürmek. 
Az sonra yatakları, yorganları kaldı-rıp duvar kenarına yığar. |
| 21. Bir işi yapması için harekete geçirmek. 
Beni de Yahudi kızını da zorla çekip oyuna kaldırdı. |
| 22. mecaz Uygun gelmek. 
Bu kumaş fazla süs kaldırmaz. |
| 23. argo Bir şeyi çalmak, aşırmak. 
9 kez sorgulandı Kaynak (07.05.2024-07.05.2024)
|
| |
|
|
| |
|
|