Türkçe
1. Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak; bırakmak.  2. Yollamak, göndermek. 
Bununla beraber peşine adam salmak gerekir. |
| 3. Koymak, katmak. 
Halk ruhunun benliğinizde yeniden uyanıp hararetini gönlünüze saldığını duyarsınız. |
| 4. sürmek. 
Bunun içindir ki dal budak saldı, yemiş vermeye başladı. |
| 5. uğratmak. 
Başını derde salmak. |
| 6. Vergi yüklemek. 
Ona elli bin lira salmışlar. |
| 7. Üzerine yürütmek. 
Tazıyı tavşana salmak. |
| 8. saldırmak. 
Aç kurt, yılana da salar, taşa da, dedi. |
| 9. sarkıtmak. 
Soğutmak için kuyuya su kabı saldı. |
| 10. koyuvermek.  11. denizcilik Gemi demir üzerinde dört yana dönmek.  12. mecaz Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek. 
10 kez sorgulandı Kaynak (09.09.2023-20.01.2026)
|