Türkçe
1. Ölçüleri birbirini tutmak. 
Ayakkabı ayağına iyi uydu. |
| 2. Renk, biçim vb. yönünden birbirini tutmak, uygun düşmek. 
Kravat ceketine uymuş. |
| 3. Zevke, anlayışa uygun düşmek. 
Sizin tutumunuz bizim görev anlayışımıza uyuyor. |
| 4. Bir inanca, bir anlayışa, bir duruma veya egemen bir güce uygun davranışta bulunmak, riayet etmek. 
Şu acayip sevdaları bırak, muhite uy, zamana uy, hayatını mükemmel kazanırsın. |
| 5. Bağlı kalmak, tabi olmak. 
Birtakım kayıt ve şartlara uymalıydı. |
| 6. Uygun düşmek, münasip olmak. 
Her cihette birbirine uyacak kadın erkek bulmak dünyada kabil değildir. |
| 18 kez sorgulandı Kaynak (26.02.2021-26.02.2021)
|