Türkçe
1. Bir yere veya bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak. 
Dörtnala giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak. |
| 2. Uyumak veya dinlenmek için yatağa girmek.  3. Yatay veya yataya yakın bir duruma gelmek, eğilmek. 
Rüzgârdan bütün ekinler yattı. Gemi sağa yattı. |
| 4. Geceyi geçirmek üzere bir yerde kalmak. 
Bu gece nerede yatacağız? |
| 5. Boş yere beklemek. 
Mallar depoda yatıyor. |
| 6. İşlemez, çalışmaz durumda kalmak. 
Gemi limanda yatıyor. |
| 7. Bir özellik kazanmak için bir şeyin içinde beklemek. 
Turşu sirkede yatıyor. |
| 8. Belli bir süreyi cezaevinde geçirmek.  9. Ölü gömülmüş olmak. 
Mezarlık servilerinin altında ninelerim, teyzelerim yatarlardı. |
| 10. Düz bir duruma gelmek, düzleşmek. 
Kumaş iyice ütülenince yattı. |
| 11. Cinsel ilişkide bulunmak.  12. Bir düşünceyi veya bir öneriyi benimsemek, razı olmak.  13. Heves etmek, eğilmek. 
Çalı süpürgelerinin kırmızı çiçeklerindeki bal kokusuna yatmışlardı. |
| 14. mecaz Bulunmak, var olmak. 
Her ayrıcalık hevesinin kökeninde bir kompleks, bir göstermecilik duygusu yattığı görülür. |
| 15. teklifsiz konuşmada Olumsuz veya başarısız bir sonuç almak. 
Takım bu sezon yattı. |
| 16. halk ağzında İşsiz kalmak, çalışmamak.  17. argo Bilerek yenilmek, şike yapmak. 
25 kez sorgulandı Kaynak (04.03.2021-04.03.2021)
|